Brad Pitt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Brad Pitt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ağustos 2013 Salı

Elysium: Yeni Cennet ve Dünya Savaşı Z

Elysium: Yeni Cennet
Şuan vizyonda, oyuncuları süper, senaryo tanıdık ama kurgu süper ama berbat bir son, daha fazla ne söylenebilir ki... 

Yıl 2154 insanlar çook zenginler ve geri kalanları diye ikiye ayrılmış. Zenginler kendine Elysium denen bir cennet inşa etmişler gökyüzünde ve orada yaşıyorlar,hastalık yok, yaşlanmak yok, hatta bir bomba yüzünüzün yarısını götürse bile saniyeler içinde iyileşiyorsunuz. Fakirler ise kaynakları tükenmiş dünyada yaşam mücadelesi veriyorlar, her fırsatı değerlendirip Elysium denen cennete gitmeye kalkışıyorlar. Ancak savunma bakanı Jodie sert biri, Cennete yaklaşanı uçuruyor havaya... İşte böyle bir atmosferde fakir Matt radyasyondan zehirlenir ve iyileşmek için tek şansı Elysiuma gitmektir, bunun için her yolu dener...

Sonunu beğenmedim aslında sonun bir kısmını beğenmedim, şöyle ki eğer sonunda bütün dünyayı Elysiuma taşıyacak olsalardı komple saçma derdim ama sonunda sadece tıbbi yardım araçlarını dünyaya gönderip hasta insanlara yardım ettiler, yani madem o kadar seyyar hastaneniz vardı neden baştan insanlara en azından bu kadar yardım etmediniz, bunu yapsalar insanlarda ikide bir Elysiuma hücum etmezlerdi...

Neticede güzel bir aksiyon filmiydi, vakit geçirmelik... 6/10

Dünya Savaşı Z
Brad Pitt'in hem yapımcı olduğu hemde başrol oynadığı film çok ama çok vasat. Yapmış olmak için yapılmış bir film ama o kadar çok türevi var ki üstelik çok ama çok kaliteli, Dünya Savaşı Z onların yanına bile yaklaşamaz, örneğin "Maymunlar Cehennemi", "28 Gün Sonra" vs...

Yine kaynağı bilinmeyen bir hastalık ve yine zombilere dönüşen insanlar... Filmin amacı neydi bilmiyorum ama ben beğenmedim, çok boş geldi, imdb'den o kadar puanı nasıl almış anlamadım...5/10

15 Temmuz 2013 Pazartesi

Bir eski bir yeni film önerisi...

Önce eski olan;
"SE7EN"
Brad Pitt'in Brad olmaya başladığı film denebilir sanırım 96 yapımı müthiş bir aksiyon, 2013de bloguma konu oldu çünkü ilk defa bir solukta izledim. Diğer başrol Morgan Freeman, ilk başta aaa ne kadar gençmiş bu filmde deme ihtiyacı hissediyorsunuz ama aslında adam bir gram yaşlanmamış, maaşallahlarım ulaşsın ona lütfennn, çok büyük bir oyuncu...

Filmde iki dedektif bir seri katilin peşine düşer, şimdilerde çok sıradan bir konu, belki o zamanda öyleydi ama kurgu müthiş, öyle detaylar var ki bu filmi izlemeyen biri bundan sonra çekilen filmlerde gördüğü bazı sahnelerden sonra o filmlere tapabilir ama aslında se7en'dan çakma sahnelerdir onlar, nerden mi biliyorum? kendimden... Se7en'ı izledikten sonra "Saw" serisi büyüsünü yitirdi gözümde, konu iki takla attırılmış aynı, gerilim sahneleri fazlasıyla esinlenilmiş falan filan...

Aslına bakarsanız film çok ağır bir tempoda ilerliyor, sürekli yağmurlu bir şehir sanki her köşe başında heran bir cinayet işlenebilirmiş havası ama kesinlikle sıkıcı değil, emekliliği gelmiş yaşlı bir dedektif ve bir çaylak...

Dinsel temalı filmleri sevmeme rağmen rahatsız olmadan izleyebildiğim ender filmlerden. İncildeki 7 ölümcül günah (1.oburluk 2.açgözlülük 3.tembellik 4.öfke 5. kibir 6.şehvet 7.kıskançlık ) çerçevesinde bir katil bu günahları işleyen insanları öldürür, izlerken katile hak verirseniz katil amacına ulaşmış oluyor, amacı kendini taklit edecek insanların çıkması...

Sonu çok duygusal biten aksiyon-gerilim tarzındaki bu filmi bana yeniden izletene sevgiler;) başarılı bir filmdi. 9/10

Yeni filmimiz;
"ZOR KAZANÇ"
Dikkat bu bir yaşanmış hikaye...

Dwayne Johnson'ın yılı bu yıl sanırım o kadar çok filmde gördüm ki!

Filmde Lugo ve arkadaşları vücut geliştirme salonunda çalışırlar, büyük kasları yanında büyük amerika rüyaları vardır, çok zengin olmak için çok ileri gitmeleri gerekmektedir, giderler. Zengin bir hedef seçerler ve sahip olduğu her şeyi ele geçirmek için inanılmaz bir plan uygulamaya başlarlar. Film komedi-aksiyon tarzında izlenesi. Ancak daha eğlenceli türevlerini izlemiştim,, o yüzden 6/10

28 Haziran 2013 Cuma

Vampirle Görüşme-Interview with the Vampire: The Vampire Chronicles

Vampirli filmler ve diziler hakkında genel görüşüm bellidir, true blood saçmalığından sonra vampires diaries ilaç gibi gelmişti, alacakaranlık serisinin pabucu direk dama gitmişti. Bu film ise izlediğim tüm o filmlerin atası gibi. 94 yapımı bu filmde öyle detaylar var ki sonraki yıllarda çekilen tüm vampirli filmlerde etkisini görebilirsiniz...

Filmi özel yapan başrıldeki oyuncular kuşkusuz;        ... Sırf onlar için bile izlenesi bir film, oyunculuklar inanılmaz, tabi filmde göze batan, inandırıcı gelmeyen sahneler var, örneğin havaya uçtukları sahneler gibi, nerdeyse bellerindeki halatlar görünecek sanıyorsunuz ama yıl 94 yaklaşık 20 yıl öncesi, böyle düşününce film muhteşem oluyor...

Konu olarak da bildiğimiz pek çok vampirli filmden ayrılıyor. İnsan bir aşk hikayesi arıyor filmde, ama izleyicinin gözüne sokulan hiç bir duygu yok, Louis'in vicdan durumları hariç...

Anne Rice'nin romanından uyarlanan bu filmde; Louis (Brad Pitt) eşini dolayısıyla yaşama sevincini kaybetmiş bir gençtir, Lestat (Tom Cruise) onu keşfeder ve Louisin acılarına son vermek adına onu vampire dönüştürür, ona vampir olmayı öğretmeye çalışır, ancak Louis susuzluğunu gidermek için insan öldürmeyi reddeder, yolları ayrılır ama defalarca da kesişir... 

2013de izlemiş olmasam çok etkileneceğim bir filmdi, vampirli filmlerde başrol oyuncuları çok yakışıklı olmalı diye bir kural yok ama hep öyle seçilir ya bu film bu konuda kesinlikle zirvede, oyuncular gelecekte nerelere geleceklerinin sinyallerini vermiş resmen...

Her şeye rağmen puanım 6/10

25 Aralık 2012 Salı

İhtiras Rüzgarları-1994

Brad Pitt'in henüz "Brad Pitt" olmadığı yıllarda çekilmiş, çok kaliteli bir film... 

Albay William (Anthony Hopkins) ve üç oğlu Montana'da bir dağ evinde yaşamaya başlarlar, anneleri onları terk eder, zaman geçer çocuklar büyür, en küçükleri kendine sevgili yapar, evlenmek için gün sayarlarken 1.dünya savaşı çıkar ve üç kardeş savaşa katılır... Küçük kardeş kendini kanıtlamak için elinden geleni yapar ve bu onun sonu olur.. Tristan (bizim Brad) küçük kardeşlerini koruyamamış olmanın ezikliğini yaşar, abiside bu arada gazi olmuştur ve abi Alfred(Aidan Quinn) kardeşinin kalbini babasına geri götürür...

Tristan eve dönmez...

Alfred kardeşinin sevgilisine aşık olmuştur ve ona açılır ama beklediği karşılığı bulamaz. Onun beklediği Tristandır.Ama O uzun süre eve dönmez... 

Film o kadar uzun ki! Tristanın maceraları bayağı sürüyor. Tristan eve dönünce Susannah ile yakınlaşır, sevgili olurlar ama Tristan bir gün yine gider, uzun süre dönmez. Alfred bu arada boş durmaz ve Susannahı evliliğe ikna eder.. burdan bakınca Dallas gibi duruyor değil mi? Ki bence de evet, filmi izlerken bir ara kız ve babaları evde yalnız kalınca "yok  artık, olabilir mi" demedim değil...

Trastan eve dönünce Susannahı bulamaz, ama yardımcılarının kızı büyümüştür, çıtır kız, evlenir ve çocukları olur....

O dönemde yerli-amerikalı ayrımı varmış ki filmde bu konu çok ayarında işlenmiş... Diğer bir konuda içki yasağı konusu... İçki kaçakçılığı yapan Tristan parlementoda çalışan abisi ile ters düşer, abisinin uyarılarını dinlemez ve bu uğurda eşini kaybeder... Eşinin intikamını alır ve son nefesine kadar kaçmaya başlar... Çocuklarını abisine emanet eder...

Susannah ne oldu derseniz, Tristan eşini kaybetmesine rağmen ona pas vermeyince intihar eder...

İşte böyle entrika dolu bir hikaye...

Imdb:7.3 Sinemalar:7.7 Filmmania:7.0
İkiside çok yakışıklı değil mi?

11 Kasım 2012 Pazar

12 Maymun

Bilim kurgu/aksiyon türünde çok başarılı bir film.. 1995 yapım filmde Brad Pitt ve Bruce Willes bir arada, Brad çok çok genç görünüyor ama Bruce sanki aynı...

Filmde 1996 yılında birvirüs tüm dünyaya yayılır ve 5 milyar insan bundan dolayı hayatını kaybeder. 2035'e toplam nüfusun sadece %1'i sağ çıkar. Onlarda yer altında kolonilerde yaşamaktadırlar. Zamanda yolculuğu keşfeden bilim adamları James(Bruce)'i hastalık yayılmadan önceki bir zamana gönderirler ve hastalığın kaynağını bulması için gözlem yapmasını isterler. Bu o kadar kolay birşey değildir...

Sonraki yıllarda buna benzer pek çok film yapıldı, sanırım bir grup insan dünyanın sonunun bu tarz yayılan bir hastalıkla geleceğine fena halde kafayı takmış durumda, ki bende onlara dahilim... Bu tarz filmler içinde beni en çok etkileyen '28 gün sonra'dır. Filmde bir maymundan dünyayahastalık yayılır, filmi izlediğimde lisedeydim,  benden küçük iki erkek kardeşimle sinemada sadece biz varken izledik ve fena tırstık. Çocuklar nasıl etkilendilerse (üçümüzde otuzumuza yaklaştık) hala o filmi birbirimize anlatıp yok onun üstüne deriz...
Filmde öne çıkan Brad Pitt'in oyunculuğu, kesinlikle oscarlıkmış...

Puanlar harika, imdb 8.1, sinemalar 8.8 ve bence abartmayalım 7.5..