Son zamanlarda film izlemiyorum, izleyemiyorum, dolayısıyla yazılarım da kesilmiş durumda, bunu kaç kişi fark etmiştir bilmiyorum ama onca zamandır içim içimi kemiriyor, yazıyorum şuan ama söylemeliyim ki yine doğru düzgün bir film izledim. En son "The first time" denen imdb'den 6.0 puan almış romantik/komedi türündeki filmi izledim, filmin sonuna kadar herhalde duygusal bir şeyler olur diye bekledim ama boşuna beklemişim, film bittiğinde azım açık bakakaldım, bu kadar aptal bir film izlemeyeli bayağı olmuştu, giden zamanıma mı yanayım, eşimle nadiren yan yana geldiğimiz bir anı böyle boşa harcadığımıza mı yanayım bilemedim. Neticede burdan şu dersi aldık; her imdb'den 6 puan alan filme atlamamak!
Bu aralar iş ortamı yoğun olduğu için akşamları direk eve gelmek istiyorum, sinema planı vs hiçbirşey yapamıyorum, eve geldiğimde bazen yds çalışmaya çalışıyorum, bazen kitap okumaya çalışıorum, salı günleri 20 dakikayı izlerken puzzle yapıyorum ya da kendime hırka örüyorum. Bütün bunlara eşit vakit ayırmaya çalışıyorum ama hafta içi başka bir plan yaptığımızda,mesela bir aile büyüğünü ziyaret gibi, o zaman birşeyler kesin kaçıyor, bütün zaman algım kayboluyor. Genelde YDS çalışmaktan vazgeçiyorum. Sınava iki hafta kalmış ben hala aynı noktada, aynı kelimelerle cebelleşiyorum... Yine hüsran olacak... Bu yetmezmiş gibi birde ALES'e başvurdum! YDSyi atlatınca ALES çalışmaya çalışsam iyi olacak, en basiti dün bir arkadaşım çarpmanın mı bölmenin mi önceliği vardı önce hangisini yapıyorduk deyince tıkandım kaldım!
Eğitim hayatımda tezli yüksek lisasını yarım bırakan bir rezil olarak şimdi özel bir okulda yüksek lisansa başlamak üzereyim,hatta ön kaydımı yaptım ve kesin kayıt beklemedeyim. İş arkadaşlarımla birbirimizi gazlamanın sonucu bu, günlerce tartıştık ve nihayet bu noktadayız.... Hatta tezli mi yapsak ne?
Ayrıca internette deli gibi satılık ev ilanlarına bakıyorum, bütün boş vakitlerimde emlakçıları gezip hepsine ayrı ayrı nasıl bir ev istediğimi anlatıp duruyorum. (bu konuyla ilgili bir video CD hazırlayıp emlakçılara postayla mı yollasam?!) Her seferinde diyorum ki, ben max. 220bine kadar evlere bakıyorum ve alacağım o evin içine beş kuruş masraf yapamam ama adam elindeki saçma sapan evleri gösterip en sonunda 250binlik evi bana teklif etmiyor mu deli oluyorum. Bre adam o kadar param olsa sana 250binlikleri göster derim! Bide ultra mega lüx ev diye götürdükleri evlerin illaki bir yeri yapısız oluyor, hatta dengesizin birine telefonda bir ev sorduk, adam cevap olarak " valla abicim bence bu ev yapılı mis gibi demesin mi!" sence ne bee? bir evin yapılı sayılma kriteri nedir Allah aşkına bilen varsa söylesin... Birde şu var ev sahipleri öğrenmişler "elime temiz şu kadar para isterim gerisine karışmam!" derler. Gerisi ne be, benim bildiğim bir geri var ama onun konuyla alakası yok sanırım, sanırım tapu ve emlakçı parasından bahsediyorlar... Oldu paşam sırta da kese atalım mı ?? Ama bende bu konudan hemen ders çıkarttım, şuan satmaya çalıştığımız tarlamızı emlakçıya verirken "elime temiz 50bin isterim, kaça satarsan sat!" dedim ;)
Bütün bunların dışında sevgili dizilerimi izlemeye devam ediyorum (vampir günlükleri, spartaküs, walking dead... şu taht oyunları bir başlasa artık dimi...) Sinemada da gitmeyi düşündüğüm bir film yok, bu aralar kıtlık var sanırım... Bayağı uzun oldu bu yazı hiç benlik değil, ama yazdım azcık rahatladım, ohhh...
hamiş:geçenlerde keşfettiğim bir şarkıcı, değişik bir tarzı var, sesini sevdim Sinem Saniye "Are we in love"
